(Tam 1 yıl önce yayınlanmış bir cesaret yazısı...)
Aşk cesaret ister…
Aşık olmak da, aşka izin vermek de, o duygularla baş başa kaldığında kendinle açıkça konuşabilmek de ciddi bir meydan okumadır. En çok da kendine kurduğun cümlelerin açıklığından korkman gerekir aslında:
Zaafımı biliyorum...
Yine sessiz, yine ufak tefek, yine hayatı kenarından yaşamayı seçen birine kaptırdım kendimi.
Hiç şaşırmadım, ne bekliyordum ki zaten?
Ve yine kararsız kaldım.
Adım atmakla geride durmak arasında gidip geliyorum, hangi yana yöneleceğimden benim bile haberim yok...
Çok mu yaralanmışım acaba, ondan mı korkuyorum bu kadar,
Cesaretimin böylesine kırılgan olmasının, kafamın içinde bunca gel-git yaşanmasının sebebi bu mu acaba?
Yani aslında sen mi çok uzaksın bana, ben mi uzağa kaçıyorum senden, kendime bile farkettirmeden?
Bunca aşktan sonra, ve aslında aşk zannettiğim ve yanıldığım bunca umuttan sonra garip değil mi bu tedirginliğim? İlk aşkın çekingenliğinin üzerime şimdi çöküyor olmasının mantığını sen anlatabilir misin bana, yani beni ikna edebilecek bir açıklaman var mıdır acaba?
Seni mi kırmaktan korkuyorum, yoksa kendimi mi kaybetmekten?
Kendimle ne kadar tartışıyorum bir bilsen...
Ve bilsen ki her bir adımına ne çok anlam yüklüyorum. Bana nasıl baktığını çözümlemek istiyorum, ama gözlerinin içine bakacak cesareti bulamıyorum. Gizli gözlerle izliyorum seni, yakalanmaktan korkarak keşfetmeye çalışıyorum yüzünü, ellerini, saçlarını. Kollarıma alıyorum seni, haberin bile olmuyor, dudaklarına dokunuyorum, farketmiyorsun.
Sana hayatın boyunca kimsenin söylemediği aşk cümleleri kuruyor, sana kimsenin anlatamayacağı hikayeler fısıldıyorum kahramanları biz olan. Dinliyorsun beni sessizce, gözlerinden mutluluk pırıltıları yayılıyor her yana. Ben seni bedenime sararken, sen gülümsüyorsun ve ruhum senin oluyor. Sıkıcı aşk cümlelerine anlam yüklüyoruz, gerçeklerin hayallerin hemen yanıbaşında hazırda beklediğini keşfediyoruz.
Sana hayatımın en büyük hikayesini anlatıyorum sevgili, ve sana hayatımın en büyük adanmışlığını sunuyorum. Farketmeni istiyorum sadece, görmeni bekliyorum sadece. Zaman geçip de, hepimiz büyüdükten sonra keşfedilenlerin pişmanlıktan öteye gidemediğini görmüş biri olarak uyanmanı diliyorum. Kulağına fısıldıyorum, günaydın diyorum sessizce, ve geriye çekilip bekliyorum. Hadi sevgili diye haykırıyorum ardından, hadi sevgili, bir adım yaklaş bana, yaklaş ki elini tutabileyim. Elini tutabileyim ve seni bu dünyanın dışına götürebileyim. Sen ve ben olalım, hayata tavrımızı koyalım. Ha üç beş eksik, ha beş on fazla, ortada buluşalım, yolumuza bakalım.
Hayatımı değiştirmeye karar veriyorum, ama kendi hayatımın dizginleri bende değil.
Adım atmakla geride durmak arasında gidip geliyorum, hangi yana yöneleceğimden benim bile haberim yok...
Meydan okuyorum, bir yabancı gibi önce kendimle, sonra da seninle konuşuyorum,
belki hiç duymuyorsun bile,
ama şimdi sıra sende sevgili...
Zaafımı biliyorum...
Yine sessiz, yine ufak tefek, yine hayatı kenarından yaşamayı seçen birine kaptırdım kendimi.
Hiç şaşırmadım, ne bekliyordum ki zaten?
Ve yine kararsız kaldım.
Adım atmakla geride durmak arasında gidip geliyorum, hangi yana yöneleceğimden benim bile haberim yok...
Çok mu yaralanmışım acaba, ondan mı korkuyorum bu kadar,
Cesaretimin böylesine kırılgan olmasının, kafamın içinde bunca gel-git yaşanmasının sebebi bu mu acaba?
Yani aslında sen mi çok uzaksın bana, ben mi uzağa kaçıyorum senden, kendime bile farkettirmeden?
Bunca aşktan sonra, ve aslında aşk zannettiğim ve yanıldığım bunca umuttan sonra garip değil mi bu tedirginliğim? İlk aşkın çekingenliğinin üzerime şimdi çöküyor olmasının mantığını sen anlatabilir misin bana, yani beni ikna edebilecek bir açıklaman var mıdır acaba?
Seni mi kırmaktan korkuyorum, yoksa kendimi mi kaybetmekten?
Kendimle ne kadar tartışıyorum bir bilsen...
Ve bilsen ki her bir adımına ne çok anlam yüklüyorum. Bana nasıl baktığını çözümlemek istiyorum, ama gözlerinin içine bakacak cesareti bulamıyorum. Gizli gözlerle izliyorum seni, yakalanmaktan korkarak keşfetmeye çalışıyorum yüzünü, ellerini, saçlarını. Kollarıma alıyorum seni, haberin bile olmuyor, dudaklarına dokunuyorum, farketmiyorsun.
Sana hayatın boyunca kimsenin söylemediği aşk cümleleri kuruyor, sana kimsenin anlatamayacağı hikayeler fısıldıyorum kahramanları biz olan. Dinliyorsun beni sessizce, gözlerinden mutluluk pırıltıları yayılıyor her yana. Ben seni bedenime sararken, sen gülümsüyorsun ve ruhum senin oluyor. Sıkıcı aşk cümlelerine anlam yüklüyoruz, gerçeklerin hayallerin hemen yanıbaşında hazırda beklediğini keşfediyoruz.
Sana hayatımın en büyük hikayesini anlatıyorum sevgili, ve sana hayatımın en büyük adanmışlığını sunuyorum. Farketmeni istiyorum sadece, görmeni bekliyorum sadece. Zaman geçip de, hepimiz büyüdükten sonra keşfedilenlerin pişmanlıktan öteye gidemediğini görmüş biri olarak uyanmanı diliyorum. Kulağına fısıldıyorum, günaydın diyorum sessizce, ve geriye çekilip bekliyorum. Hadi sevgili diye haykırıyorum ardından, hadi sevgili, bir adım yaklaş bana, yaklaş ki elini tutabileyim. Elini tutabileyim ve seni bu dünyanın dışına götürebileyim. Sen ve ben olalım, hayata tavrımızı koyalım. Ha üç beş eksik, ha beş on fazla, ortada buluşalım, yolumuza bakalım.
Hayatımı değiştirmeye karar veriyorum, ama kendi hayatımın dizginleri bende değil.
Adım atmakla geride durmak arasında gidip geliyorum, hangi yana yöneleceğimden benim bile haberim yok...
Meydan okuyorum, bir yabancı gibi önce kendimle, sonra da seninle konuşuyorum,
belki hiç duymuyorsun bile,
ama şimdi sıra sende sevgili...

Ben çok çektim adım atmamaktan hep kaybettim ama en son gittim bı gece yarısı herşeyi döktüm önce şok olur gibi yaptı ama herşeyden haberi vardı uzun zaman konuşmadı ama yine cesaretimi toplayıp konuşan ben olunca bayağı muhabbetimiz arttı ama dün hiçbir şeyin olamayacağını kesin kesin söylerken bende geri adım atmanın da gerekli olduğunu anladım .hep bu sefer de deneyecem mantığıyla hareket Edip belki tam zamanı evet dicek diye düşündüm ama herşeyin bir sonu varmış .düşündüğün ,yazdığın tüm kelimelerde ve hatta harflerde bile kendimi buldum.ayni düşünceleri sevdiğimize hissetmisiz aynı beklenti aynı sonuç aynı hüsran aynı korku aynı merak aynı UMUT. Hayallerimi çok anlatmadım ona ama yazdıklarınin aynısıydı.bende hep ona artık ikimiz dünyaya karşı bir olalım demek istiyordum.ikimiz biz olalım bana evet de dünyanın en mutlu çifti olalım demek istiyordum o fırsatı çok vermedi ama enazindan sevdiğimi biliyor rahatlığı var bende..yazı için teşekkürler tesadüfen karşılaştım ama tesadüflere inanmam.dün canımı yaktı bugün senin yazının üzerinden tam bir yıl geçmiş bu da mı tesadüf derdi hep.lakabim selimi herkes öyle tanır beni bu da mı tesadüf acaba...
YanıtlaSil